x

Şiratül İslam - İslam Yolu-1443

Berekat Yayınevi
Ürün Kodu : 9786055126087
İslâm akâidine dair kısa ve öz bir malumattan sonra ibadet, ahlak ve âdâba dair geniş malumat anlatan kitaptır.
64,00 TL
  • Ürün Özellikleri
  • Ödeme Seçenekleri
  • Yorumlar (0)
  • Tavsiye Et
  • Resimler
  • Beni Ara
  • İslam Yolu - Şir'atü'l İslam - Seyyid Alizâde

    Boyut: 17x24cm
    Cilt Durumu: Ciltli
    2. Hamur Kağıt
    Sayfa Sayısı: 575

    Azamet, Kibriyâ, Celâl, İzzet ve mutlak Hâkimiyyet sâhibi, Allahü teâlâya, âlim kullarının nefesleri ve kitablarındaki harfleri sayısınca, sevdiği ve beğendiği şekilde hamd ü senalar olsun. Muhabbetinin icâbı ile mahlûkâtı yaratmak dileyince, nûru ilk, vücûdu son peygamber olarak zuhûr eden, iki cihân serveri, insanların ve cinlerin peygamberi, göklerde Ahmed, yerde Muhammed isimleri ile bilinen Peygamber efendimize, temiz ve Acirc;line, hidâyet yıldızları olan Eshâbına, onlara tâbi olanlara ve kıyâmete kadar, bunların dîni ve izi üzere bulunanlara, Hak teâlânın velî kullarının kalplerinde ve dillerinde olan zikirler sayısınca salât ü selâm olsun!

    ve laquo;Ümmetimin âlimleri Benî İsrâîl’in peygamberleri gibidir ve raquo; hadîs-i şerifine mazhar olan, bu son ve en mükemmel İslâm dîninin, sayısız ve çok yüksek âlimleri, bu dînin zabtını ve devamını, bid’at ve reform-dan konınmasını te’mîn etmek için, bir tarafdan İslâm dînini fiilî dhâd, ya’nî i’lâ-yı kelimetullah için bütün dünyaya yaymak, insanları dünya ve âhirette mes’ûd etmek niyyetiyle canla başla uğraşırlarken, diğer taraftan sayısız ve çok değerli kitaplar yazmışlardır. Berekât Kitabevi, bu kıymetli eserleri bugünkü türkçeye çevirip neşretmekle büyük bir hizmeti yüklenmiş bulunuyor. Okumak ve dînini sağlam eserlerden öğrenmek isteyen temiz din kardeşlerimiz için, sağlam kitap, güvenilir eser bulamama korkusu kalmamıştır.

    Gerçekten bir yandan Asr-ı seâdetten uzaklaşmanın gönüllere olumsuz etkisi, kalblere zulmet perdelerinin gelmesi yetmeyip, masonların ve komünistlerin İslâm dîni için değer sayılan her varlığı yıkmaya çalışmaları, İngiliz ve Haçlı ruhunun bu dîn-i mübîne bitmeyen buğz ve düşmanlığı tahrîbâtını olanca hızı ile sürdürürken, diğer yandan İslâmda bozuk fırkaların zuhûru, hıristiyan ve yahûdî metodları ile, İslâm memleketlerinde meydana çıkan reformcu fikirlerin, mezhebsizlik bozuk yollarının, vehhabîlik ismi altında İslâm dışı sapık ve bozuk dinlerin, yayılma istîdâdı gösterişi, atalarının sağlam dinine bağlı olarak yaşamak isteyen, Selçuklu ve Osmanlı Türklerinin devamı son Türk devletinin biz müslüman torunlarını kahrediyor, eziyor.

    Aziz okuyucu kardeşlerim! İşte bu ezikliğin verdiği sorumluluk ağır yükünü bir parça hafifletmek, vatanıma, milletime, cem’iyyetime karşı vazifelerimi yapabilmek için, (en yüksek insan müslümandır) düsturunu benimseyerek, siz kardeşlerime, İslâm yavrularına fâideli olmak arzusuyla yıllarca çalıştım. Yirmi beş yılı aşkın bir zamandır, arabca, farsca, osmanlıca eserleri inceledim. Bu kitaplardan bir kısmını dilimize çevirip kalbi, İslâmî öğrenmek ile tutuşan siz temiz Türk yavrularının okumasına sundum. Bu eserleri hem okuyunuz, hem okutunuz. Gemiyi en son tek eden kaptandır. Hepiniz bilgili, usta birer kaptan olursanız bu gemi batmaz ve terk edilmez, hattâ yara bile almaz. Ama yara almıştır. O halde sizin bilgi ve sevgi kardeşliği ile bir araya gelerek, elbirliği, güç birliği ile, hem gemiyi tâmir etmek, hem de yolundan alıkoymamak gibi büyük, ciddî ve mes’uliyyetli bir göreviniz vardır. Bu vazifenizi başarıncaya kadar, durmak, yorulmak, bıkmak, usanmak yok. Kimi dinlenmekten zevk alır. Allahü teâlâ bize çalışmaktan, kendi dînini öğrenmek ve öğretmekten, kendinden başka kimseye kul olmamaktan zevk almayı nasîb etsin!

    İslâm dîninin garîb olduğu bu zamanda, mallarını, canlarını uğruna verdiği, bahçelerini, yurtlarını, hattâ çoluk çocuklarını bırakıp onu yüceltmek için başka ülkelere gittiği, çoğunun dönmeyip, şehâdet şerbetini şevkle içtiği atalarımızın torunu olmanın verdiği sorumluluk ve mükellefiyeti idrâk ve gereğini yapmak zamanı geldi ve geçiyor. Din bağından büyük bağ, Allah sevgisinden yüce sevgi, din kardeşliğinden sağlam kardeşlik, Ehl-i Sünnet itikadından güzel îtikad olmadığına göre: bunları te’mîn ile bir araya gelip sağlamlaşan ve yükselip başı göklere değen eski temel üzerine yeni binayı kim sarsabilir!

    Aziz okuyucu kardeşlerim! Biz Ehl-i sünnetiz. Din için delilimiz dörttür: Kitab, Sünnet, İcmâ’ ve Kıyâs. Bunlardan birini kabul etmeyen, bil ki, mezhebsizdir, reformcudur. Gül bahçesindeki güller dururken, küllükte, çöplükte biten gülleri koklamayız!

    İşte o gül bahçesinden, kokusu kıyâmete kadar bitmeyecek bir gül! Tayfaları kaptan yapacak bir rehber! Bu elinizdeki Şir’atü’l-İslâm Şerhi! İmâm-ı Rabbânî Müceddid-i elf-i sânî Ahmed Fârûkî Serhendî’ nin (kuddise sirruh) Mektûbât isimli eşsiz kitâbında medh buyurduğu, îmân, akâid, amel, ahlâk ve İslâm dîninde âile, komşu, akraba ve cem’iyyetle ilgili örf ve âdet bilgilerinin sağlam kaynağı, dînimizin temel kitablarındandır. Şerhi ise, en kıymetli yüz otuz küsur kitabdan istifâde ederek hazırlanmış, pek güzel bir eserdir. İstifâde edilen kitabların isimleri, şerh edilen mevzuların sonunda geçtiği gibi, kitabın sonunda hatime kısmında da bir arada bildirilmektedir.

    Bir müslümân için çok zarurî olan bu bilgilerle amel edilirse, insan olgunlaşır. Kul olmanın zevkini tadar. îmân ve ibâdeti, kulluğun borcu, vazifesi, hattâ hilkatinin icâbı bilir. Kalben, rûhen olgunlaşır. Hayâta bakışı, davranışları değişir. Nefs ve şeytanın zararlarını, aldatma ve hile yollarını sezer. Kendini İslâm dâiresinin içinde bulur.

    Bu kıymetli kitab ve şerhleri hakkında, Kâtib Çelebi Keşfü’z-Zünûn'un 1044 üncü sahîfesinde şöyle diyor:

    ŞİRATÜ’L-İSL ve Acirc;M: İmâm vâiz RüJcnü’l-İslâm Muhammed bin Ebûbekr’in eseridir. Müellif İmâmzâde diye tanınmıştır. Hanefî mezhebi âlimlerindendir. Hicrî 573 (m. 1177) yılında vefât etmiştir. Çok fâideli pek nefîs bir kitabdır. Bir cilddir. Altmış bir fasl üzere tertîb etmiştir.

    Bunu, Mevlâ Ya’küb bin Seyyid Alî çok güzel, pek fâideli bir şekilde şerh etmiştir. 931 (m. 1524) vefât etmiştir. Bu şerhin ismini, ve laquo; Mefâtüıu’l-cinân ve mesâbîhu’l-cenân ve raquo;, ya’nî Cennetlerin anahtarları gönüllerin kandilleri vermiştir. Şerhnedenlerden biri de, Şeyh Yahyâ bin Yahşî bin Bahşî ibni İbrâhîm-i Rûmî’dir. Bu şerh memzûc olup Seyyid Alîzâde’nin şerhinden kısadır. Şerh edenlerden biri de, Kurd efendi diye tanınan şeyh Muhammed bin Ömer’ dir. Şerhin ismini ve laquo; Mürşidü’l-enâm ilâ dâri’s-selâm fî Şir’ati’l-İslâm ve raquo; vermiştir.

    Dini Eserler

    Osmanlı Müellifleri kitabının birinci cild 464. cü sahifesinde diyor ki: Ya’kub efendi (Seyyid Alîzâde), âlimler arasında meşhur ve makbul bir eser olan Şir’atü’l-îslâm’ ın faziletli şârihidir. Gülistan’ da arapça olarak şerh etmiştir. Diğer eserleri: Seyyid Şerîf’in şerh-i ferâizine hâşiye, Ecvibe âlâ şerh-i Miftâh li Kara Seyyidî, ve laquo;Hâşiye-i Şerh-i Dîbâce fî ilmi’n-nahv ve raquo;, Hâşiye alâ Şerh-i Metâli’il envâr. İmâm Yâfiî’nin, (Mir’atü’lcinân ve İbâretü’l-yekazân) isimli büyük târihini de kısaltmıştır. Hacc-ı şerifi ifâdan dönüşü sırasında 931 (m. 1524) de vefât etmiştir. Şir’aşerhi basılmıştır.

    Biz bu tercemeyi, hicri 1273 (m. 1856) yılında, Sultan gâzî Abdulmecid hân zamanında, Matbaayı ve Acirc;mirede, Muhammed Recâî’nin nezâretinde basılmış nüshadan yaptık. Eserin aslı da, şerhi de arapçadır. Terceme ederken, mümkün mertebe eserin üslûbuna bağlı kaldık. İnşâAllahü teâlâ, müellif veşârihin muradına uygun bir terceme olmuştur. Terceme eserlerimizi okuyup, ifâdelerini beğenen din kardeşlerimizin memnûniyyet ve teşekkürleri, bu cinsten kıymetli eserleri türkçeye çevirme gayret ve isteğimizde cesâretimizi artırıyor.

    Fıkıh - İlmihal Kitapları

    Hazret-i Ömer (radıyallahü anh) buyurur: ve laquo;Biz zelil, aşağı bir kavim idik. Allahü teâlâ, bizi, İslâm dîni ile azîz, kuvvetli ve hâkim eyledi. İzzet ve şerefi, Allahü teâlânın bizi aziz ettiğinden başkasında ararsak, Allahü teâlâ, bizi, eskisinden daha zelil eder. Bu mânîdâr ve büyük söz, her devir müslümanları ve özellikle bizim için bir düstur olmalıdır.

    Şir’atü’l-İslâm, İslâm yolu demektir. Seyyid Abdülhakîm bin Mustafâ’nın (kuddise sirruh), Râbıta-i şerife risâlesi, elli yedinci sahîfesinde buyuruyor ki:

    Şeriat, ya’nî İslâmiyyet, Allahü teâlâ' nın, Cebrâil ismindeki melek vâsıtası ile, sevgili Peygamberi Muhammed a.s. gönderdiği, insanların dünyâ ve âhirette râhat ve mes’ûd olmalarını sağlayan, usûl ve kâidelerdir. Bütün üstünlükler, fâideli şeyler, İslâmiyyetin içindedir. Eski şeriatların, görünür, görünmez bütün iyiliklerini, İslâmiyyet, kendinde toplamıştır. Bütün saâdetler, muvaffakiyetler ondadır. Yanılmıyan, şaşırmayan akılların kabûl edeceği esaslardan ve ahlâktan ibârettir.

    Şiratül İslam - İslam Yolu

    Yaradılışında kusursuz olanlar, onu red etmez ve nefret etmez. Şeriatin içinde hiçbir zarar yoktur. İslâmiyyetin dışında hiçbir menfaat yoktur ve olamaz. İslâmiyyetin dışında bir menfaat düşünmek, serabdan şerab beklemek gibidir. Şeriat, memleketleri i’mâr, insanları terfihi emr eylemekte, Allahü teâlâ' nın emirlerine saygı göstermeği ve mahlûklara merhameti istemektedir. Her mahlûka karşı mes’ûliyyet taşımaktadır. Nefsin temizlenmesini te’mîn etmekte, kötü huylan, iyi huylardan ayırmaktadır. İyi huylu olmayı emr edip, kötü huyları, şiddetle red ve yasak eder. Her cihetten iffeti ve hayâyı emr eder. Tam sıhhatli olmaya cebr eder. Tembelliği, boş vakit geçirmeği red ve men’ eder. Zirâati, ticâreti ve san’ati, kat’î olarak emr eder. İlme, fenne, tekniğe, endüstriye, lâyık olduğu üzere, ehemmiyet verir. İnsanların yardımlaşmasını, birbirlerine hizmet etmesini ehemmiyetle istemektedir. Dîni ve vatanı başka olanların, canlarını ve mallarını ve namuslarını korumağa cebr edip, bunlara ilişmeği men eder. Ferdlerin, evlâdın, âilenin ve milletlerin haklarını ve idârelerini öğretmekte, dirilere, geçmişlere, geleceklere karşı bir hak ve mes’ûliyyet gözetmektedir. Seâdet-i dâreyni, ya’nî dünyâ ve âhiret saâdetini câmi’dir.

    Başka dinler böyle değildir. Başka dinlerin hepsi bozulmuş, ilâhı hükümler yerine, insan kafasından çıkan formüller yer almıştır. Bunun için, lâ yetegayyer olamamış, ilerliyen, değişen hayat karşısında, şekiller ve ölü kelimeler hâlinde kalmışlardır. Allahü teâlâ, İslâm dînini; hayâtın yürümesini, ihtiyaçların değişmesini karşılayacak, terakkileri sağlayacak esaslar üzerine kurmuştur. Şeriate, orta çağın ihtiyaçları üzerine kurulmuş, değişmez hükümlerdir demek, İslâm dînine iftirâ etmektir. Bunu ancak, İslâm hukukunu dışardan gören, içinden haberi olmayan, kör, câhil veyâ din düşmanı, inadcı ve yalancı kâfirler söyler. Bunlar fıkıh kitablarını, kendi sözleri gibi, derme çatma sanıyor, Şerîate, şekil ve kalıp hâlinde ölü kelimelerdir diyorlar. Allahü teâlânın emir ve yasaklarına böyle saldırmak, dinden ne kadar habersiz, ne kadar bilgisiz olduğunu göstermektedir. Dünyânın her tarafında, bugün, adâletin tatbikında görülen bozukluk, düzensizlik, hep ilâhi adaletten, İslâm hükümlerinden ayrılmanın neticesi değil midir? İslâmiyet, insanların mukadderatını, muayyen, müstekar, hiç değişmiyecek olan sağlam bir adalet temeline bağlamış, diktatörlerin, zâlimlerin, câhillerin, şahısları ve zümreleri kayıran veyâ ezen, birbirine uymayan kanunlar yapmalarına hâcet bırakmamıştır. Halkın mukadderâtını tesâdüfe, şansa değil, beyaza, siyaha ve doğuya, batıya yayılan eşit haklara, âdil hükümlere bağlamıştır. Fıkıh, şeriat kitdblan, orta çağın kâidelerini ve her asırdaki zâlimlerin, sarhoşların, taklidçilerin kanunlarını değil, her terakkideki, her ilerlemedeki zorlukları çözen, her çağda huzur ve saâdeti sağlıyan ilâhî hükümleri bildirmektedir.

    İslâm dini, insanların hem ruhî, hem de maddî refâhını te’mîn edecek bir şeriat getirmiştir. Bu şeriat, sâdece, ferdle Allah arasında râbıta kurmakla kalmayıp, ferdin, bir topluma, hattâ insanlık câmiasına karşı haklarını ve vazifelerini şümullü olarak tanzim eder, hep ileriyi gösterir. İleriyi ister ve ilericidir. İlericiliğin ve dinamizmin mümessilidir. Bu şeriat, insan rîıhunu ve bütün insanlığı sevk ve idâre edecek prensiblerden ibârettir. Sosyal adalet esasları üzerine kurul-muştur. Bu şerîatte sınıflaşma yoktur. Herkes eşit haklara, aynı itibâra sâhibdir. Ferdin, muayyen bir topluluğun, hattâ yalnız müslümanların değil, bütün insanlığın, hür ve medenî bir hayat seviyesine ulaş-masını emr etmekte, bunun için de, sosyal adâleti esas tutmaktadır. O halde, ve laquo;İslâm dîni, yalnız bir vicdân işi olarak kalmalı, [hıristiyanlık gibi] Allah’la kul arasında gizli bir bağlılıktan ileri gitmemeli) demek, İslâmiyyeti yok etmek, yasak etmek olmaz mı? Bu ise lâyıklığa aykırı değil midir? Din serbestliği mi, din düşmanlığı mı olur? ve raquo;

    Şiratül İslam - İslam Yolu

    İşte hazret-i Ömer’in (radıyallahü anh) yukarıdaki sözünün ve terceme ettiğimiz kitabın ismindeki Şir’a sözünün kısaca açıklaması budur. Allahü teâlâ bizi Ehl-i sünnet mezhebinde yaşatsın ve öldürsün. Kendi sevgisini, Habîbinin, Ehl-i beytinin, Eshâbının ve onlara uyan Tabiîn ve Tebe-i tâbiînin, âlim ve velî kullarının sevgisini kalblerimizde arttırsın. Kıyâmette mezheb imâmlarının eshâbı arasında bulundursun. ve Acirc;min yâ Rabbel âlemin.

    İÇİNDEKİLER
    Mütercimin önsözü 5
    Şerh edenin önsözü 11
    Musannifin önsözü 13
    Peygamberimizin (sallâllahü aleyhi ve sellem) sünnetine uymak 15
    İmân bilgileri 16
    Tümde ve amelde orta yola yönelmelidir 31
    Kaderiyye 32
    Bid’at ehli 32
    Amellerde niyyet 35
    Tüm öğrenme ve öğretmenin sünnetleri 39
    Nasihat verici din hocasının alâmetleri 52
    Kur’ân-ı Kerim' in fazileti 59
    Kur’ân-ı Kerim okumanın sünnetleri 61
    Kur’ân-ı Kerim' i kendi görüşüne göre te’vü etmek 74
    Kur’ân-ı Kerim okumadaki müstehablar 79
    Mushâf-ı şerif yazma âdâbı 82
    Abdestin sünnet ve edebleri 86
    Gusl abdesti, teyemmüm ve sünnetleri 97
    Namazın sünnetlerinin fazıleti 100
    Ezânın sünnetleri 103
    Mescidlerin fazileti 109
    Mescidlere gitmenin sünnetleri 111
    Cemâatle namazın fazıleti 113
    İmamlık yapmak 115
    Namaz kılanın dikkat edeceği edebler 118
    Namazın edebleri 121
    Nâfile ibâdetlerin fazileti ve çeşitleri 131
    Regâib gecesi namazı 134
    Berât gecesi namazı 135
    Kadir gecesi namazı 135
    Cum’a ve sünnetleri 139
    Fıtır ve Kurban bayramları ve sünnetleri 148
    Yağmur duâsı, güneş ve ay tutulmasındaki sünnet ve duâlar 150
    Zikrin sünnetleri 154
    Mahlûkâtın seyyidine (sallallahü aleyhi ve sellem) salevât-ı şerife getirmenin fazileti 156
    îstiğfârın sünnet ve edebleri 161
    Duanın sünnet ve edebleri 164
    Zekât, sadaka ve sünnetleri 177
    Dilenmenin sünnet ve edebleri 188
    Orucun sünnet ve faziletleri 193
    Ramazân-ı şerif orucunun sünnetleri 196
    Hac 208
    Aşûra gününün edebleri 217
    Kurban ve sünnetleri 220
    Helâl rızk için çalışmak 225
    Yemenin ve içmenin sünnetleri 240
    Şiratül İslam - İslam Yolu
    Bâzı yiyecek, içecek ve meyvelerin fazileti 257
    Su içmenin sünnet ve edebleri 267
    Elbise giymenin sünnetleri ve edebleri 269
    Mesken ve binânm sünnetleri 287
    Yürümenin sünnet ve edebleri 290
    Konuşmanın sünnet ve edebleri 296
    Yalan 301
    Ta’riz ve kinâyeli ifâde kullanmak 304
    İstiâre 306
    Muâraza, cidâl, hiciv, gıybet 307
    Gıybet, zinâdan şiddetlidir 309
    Gıybet, sevâbları ateşin odunu yediği gibi yer 309
    Gıybet edeni dinlememelidir 310
    Nemime 313
    Fuhuş söz söylemek ve sövmek 314
    La’net etmek 315
    Yemin etmek 318
    Boş konuşmak 320
    Medh etmek 324
    Şaka 325
    Konuşmanın edeb ve incelikleri 327
    Çok gülmek 331
    Aksırmak ve cevâbı 333
    Yatmanın, uyumanın sünnet ve edebleri 335
    Şiratül İslam - İslam Yolu
    Resûlüllah’ı rüyada görmek 338
    Yatsıdan sonra konuşmamak 339
    Uykudan uyanmak 340
    Kaylûle 342
    Teheccûd 342
    Rüyasını anlatmak ve ta’bir ettirmek 343
    Yolculuğun sünnet ve edebleri 353
    Hayvana binmek 357
    Yol arkadaşı 358
    Tâun hastalığı 362
    Yolculuktan dönme 364
    Sohbet ve muâşeret edebleri 366
    Müdârâ 375
    Kızınca ne yapmalı 377
    İnsanlara, hallerine göre muamele edilir 378
    Tevazu 379
    Büyüklere saygı 383
    Dostluk ve kardeşliğin sünnetleri 387
    îsâr 394
    İnsanlarla oturmanın sünnetleri 400
    İstemenin edebleri 405
    İstişâre etmek 411
    Din kardeşlerine ziyafet, sünnet ve edebleri 413
    Davete icabet 420
    Komşu hakkı 424
    Evliliğin sünnetleri, fazileti ve hakları 427
    İki bayram arası nikâh 434
    Düğün 435
    Şiratül İslam - İslam Yolu
    Yelime 437
    Dînimizde livata yapmanm hükmü ve cezası 442
    Akîka kurbanı 445
    Sünnet etmek 446
    Çocuğuna güzel isim koymak 446
    Künye ve lâkab 449
    Erkekle hanımı arasındaki âdâb-ı muâşeret 455
    Kadının kocası üzerindeki hakları 458
    Yabancı kadınlarla görüşmenin edebleri 464
    Ana-baba hakkı ve bunu gözetmenin sünnet ve edebleri 467
    Akraba hakkı 476
    Köle ve hizmetçilerin hakları 479
    Diğer insanların hakları 485
    Hayvanların ve kuşların hakkı 489
    Emr-i ma’rûf ve nehy-i münkerin sünnetleri 493
    Emr-i ma’rûfun şartları 499
    Kadılık, emirlik, fetvâ ve diğerlerinin hakları 504
    Cihâdın sünnet ve edebleri 513
    Hasta mü’minlerin sünnetleri 522
    Büyü 535
    Şiratül İslam - İslam Yolu
    Göz değmesi - Nazar 537
    Hacamat olmak 539
    Hasta yoklamanın sünnetleri, hasta hakları ve cenâze namazı, kefenleme ve defnin edebleri 541
    Vasiyetnâme nasıl yazılır 550
    Cenâze yıkamak 559
    Hâtime 571

T-Soft E-Ticaret Sistemleriyle Hazırlanmıştır.