x

Esrarengiz Dualar ve Gizli İlimler Celcelutiye Duası Kitabı-1238

Ebabil Yayınları
Ürün Kodu : 9780000009642
Esrarengiz Dualar ve Gizli İlimler Celcelutiye Duası Kitabı
19,00 TL
Yurtdışı Müşterilerinin Dikkatine !
  • Ürün Özellikleri
  • Ödeme Seçenekleri
  • Yorumlar (0)
  • Tavsiye Et
  • Resimler
  • Beni Ara
  • Esrarengiz Dualar ve Gizli İlimler Celcelutiye Duası Kitabı

    • 384 sayfa
    • 1. Hamur Kağıt
    • 14x21cm ebatında

    Müsebbiyat-ı Aşere Dualar, Mucir Duası, Sekine Duası, Nur Duası, Hz. Ali Kerremellahü Vechenin Celcelutiyye Kasidesi ve Faziletleri, Şahmeran Duası, Miftahül Cennet Duası, Kenzül Arş Duası, Büyük Hacet Duası, Ferec Duası, Cevşenül Kebir, Dua-i Tercüman-i İsm-i Azam, Evradı-ı Kudsiye, Surelerin Fazileti, Duanın Uzül ve Adabı, Bereket Duası, Bir Milyon Günahı Sevaba Çeviren Dua, Nikah Evlilik Duaları, Hastalara Okunacak Dua, Hayırlı Evlat İçin Dua, Nazar Ayeti ve Duaları, Peygamberimizin ve Ashabının Yaptığı Dualar, Esmaül Hüsna, Kur'an-ı Kerimde Dua Ayetleri, Psikolojik ve Ruhsal Yönden Dua, Sağlık Açısından Dua

    "ÖNSÖZ

    Dua kelime olarak, çağırmak, seslenmek, istemek, yardım ta-lep etmek manalarına gelir. Dinimizde ise dua, Allah’ın yüceliği karşısında kulun aczini itiraf etmesini, sevgi ve tazim duyguları içinde lütuf ve yardımını dilemesini ifade eder.

    Dua, sınırlı ve aciz olan insanoğlunun; sınırsız ve sonsuz kud-ret sahibi allah ile kurduğu diyalog ve köprüdür. Bu sebeple insan tarihin hiçbir döneminde duadan uzak kalmamıştır. Dua aynı za-manda zikirdir, ibadettir, peygamber Efendimiz (s.a.v): "Dua iba-detin özüdür" buyurmuştur.

    Başımız darda iken duaya sarıldığımız gibi nimete kavuşunca, sağlık ve rahat hallerimizde de ibadet ve duaya sarılmamız, Rab- bimizi hep hatırda tutmamız kulluğumuzun gereğidir. Bunun içindir ki Kur’an’da: "Duanız olmasa Rabbim size ne diye değer versin?" buyrulmaktadır. Yine birçok ayette canlı cansız bütün varlıkların Allah’ı teşbih ettiği bildirilmiştir, insandaki dini temayül ve Allah’a yöneliş de fıtridir yani yaradılışında vardır.

    İnsanla Allah arasında ki mesafe ve duanın kabulü Resulul- lah (sav)’e sorulduğunda Bakara suresi 186. ayet inmiştir. Ayet-te Rabbimiz: "Ben yakınım, biri benden bir şey istediğinde onun duasına karşılık veririm" buyurmuştur. Efendimiz (sav) de: "Dua edene istediği şey ya bu dünyada hemen verilir veya ahirete bıra-kılır yahut ta üzerinden istediği iyilik kadar bir kötülük giderilir" bu-yurmuşlardır. Yine duaya devam edilmesini tavsiye ederek, Allah’ı güzel isimleriyle anan, dua ve tevbe eden kimsenin günahlarının deniz köpükleri kadar çok olsa bile affedileceğini bildirmişlerdir."

    Dua ederken mümkün mertebe kıbleye yönelmek, elleri se-maya kaldırmak, tabii bir şekilde durmak duanın adabındandır. Oruçlu iken, farz namazlardan sonra, mübarek gün ve gecelerde, seher vakitlerinde dua etmenin fazileti büyüktür. Peygamber Efen-dimiz (sav) dua ederken bazen ellerini koltuk altları gözükecek kadar yukarı kaldırır, hamd ve teşbih sözlerini sayılara takılma-dan "yaratıklar adedince, arşın ağırlığınca" gibi ifadelerle yapar, duadan önce Allah’a hamd ve Resulüne salat-ü selam getirmeyi tavsiye ederdi.

    Dua yaparken anne, baba, akraba, arkadaş, mümin kardeşle-rimizi, cennet vatanımızı aziz milletimizi, Peygamberimizin övgü-süne mazhar olan şehitlerimizi, gazilerimizi asla unutmayalım ki; bizim başkalarına yaptığımız dua daha da kabule şayandır. Hz. Ömer (r.a) anlatıyor: Peygamberimizden umre için izin istedim. İzin verdi ve buyurdu ki "Kardeşim bizi de duada unutma, bizi de duana ortak kıl." Hz. Ömer "Bu söze dünyayı verseler değişmez-dim" buyuruyor. Hayatımıza yön verecek bir hadisle hutbemi bitiri-yorum: "Üç dua vardır ki kabul olunmasında şüphe yoktur. Bunlar, mazlumun duası, misafirin duası, anne babanın evladına duala-rıdır."

    Psikolojik ve ruhsal yönden dua

    Duanın çok yönlü psikolojik etkileri, gerek teorik gerekse tec- rübi gözlemler seviyesinde açıklığa kavuşmuştur. Samimi inanç sürdüğü sürece, kişi üzerinde duanın etkisi kesin ve mutlaktır. Duanın gerçek etkisi dua fiiliyle teselli bulmadadır. Dua ile insan iradesi Allah’ın iradesine uyar ve ona tabi olur.

    Dua, kişide iradi bir canlanmaya yol açarak her şeyden önce sıkıntıyı ortadan kaldırır. Durumlar ve olaylar üzerine büyük bir estetik güç ve etkiye sahip kılar. Dua sayesinde eşyanın anlamı gittikçe artan bir şekilde keşfedilir. Dua, kişide zihni, manevi ve ah-laki güçlerin daha iyi kullanılmasına, yücelip güçlenmesine, ümit ve inancın canlanmasına, endişe, sıkıntı ve korkunun yatışmasına ve kişiliğin en üst derecede bütünleşmesine imkan sağlayan bir etki gücüne sahiptir.

    Hatırdan hiç çıkarmamak gerekir ki, ruhun da beden gibi birçok ihtiyaçları vardır. Tatmin edilmemiş sonsuz istek ve arzularımız şuur altına atılarak, bizde umulmayan zamanlarda çeşitli buh-ranlara, çeşitli iç sıkıntılara yol açar. Dua ile en gizli, en mahrem duygularımızı dile getirir, içimizi boşaltır, ümidimizi kuvvetlendirir, korkularımızı hafifletiriz. İçimize eşsiz bir rahatlık verir, gerginlik-leri gideririz. Dua ile kendimizi Allah’a daha yakın hissederiz. Dua ile benlik davranışlarını aşabiliriz. Çünkü dua; engel ve uzaklıklar tanımaz, zaman ve mekanlar ona engel olamaz. Dua ile sonsuz aczimizi yüce Allah’ın sonsuz kudretine bağlama saadetine ereriz. Dua ile ruh gücünü kanatlandırırız.

    Sağlık açısından dua

    Tarih boyunca duanın bedensel ve ruhsal hastalıklar üzerinde çok büyük tesiri olduğu bilinmektedir. Bir çok din psikoloğu, duanın mükemmel bir tedavi vasıtası olduğunu belirlemiş bulunmaktadır.

    Bedensel rahatsızlıkların tedavisinde de duanın, şifa ile sonuç-lanan olumlu etkileri meydana getirdiği, bilimsel gözlemlere dayalı olarak ileri sürülmektedir. Esasen, her türlü hastalığın tedavisinde, gerek hasta, gerekse hekim açısından önem taşıyan hususların başında, şüphesiz ki; "hastanın maneviyatını güçlendirme ve mo-ralini yükseltme" gelmektedir.

    Duanın Kabulü ve İnsan Hayatına Etkisi

    Dua; mü’minin kendini Allah’a yaklaştırmak için yaptığı bir çaba, psikolojik bir rahatlık, huzur ve mutluluk kaynağıdır.

    Dua; mü’minin Rabbi iie irtibatını sağlar, Allah’a olan inancını ve güvenini pekiştirir, sıkıntılı ve darlık zamanlarında bir ümit ve sığınak olur, insani yalnızlık hissinden kurtarır.

    Dua; maddî hastalıklara zemin hazırlayan stres, sıkıntı ve dertleri yok eder, psikolojik ve ruhsal hastalıklara ilaç olur, maddî hastalıkların iyileşmesini hız-landırır.

    Dua; insani görünür görünmez kaza, bela ve musibetlerden korur, insanin hayır ve hasenat yapmasına vesile olur, alçak gönüllü olmasını sağlar, insana kulluğu hatırlatır ve onu yüce Allah’ın gazabından korur.

    Dua; insanin yalnızlığını giderir, insana dert ortağı olur, insan ancak gücü-nün yettiği isleri yapabilir ve sıkıntıların üstesinden gelebilir, fakat gücünü asan konularda zorlanır. Bu zorluk insana aczi yetini, kulluğunu ve Rabbini hatırlatır, O’ndan yardim istemeye yöneltir.

    Zorlukları yenme ve islerde basarili olmanın yolu duadan geçer. Pek çok insanin basarisinin arkasında ağzı dualı insanların / anne-babanın hayır duası vardır. Birçok sıkıntı ve basarisizliğin arkasında zulüm ve mazlumun bedduası vardır.

    Dünya nüfusunun yoğunluğuna rağmen birçok insan, yalnızlıktan şikayet eder. Fertler arasındaki iletişim zayıflığı, sevgi yetersizliği, komşuluk ve arka-daşlık bağlarının kaybolması sebebiyle insanlar, birbirlerine yabancılaşmıştır. "Ferdîleşme" olarak adlandırılan bu olgu, bireylerin hayata bakışlarını olumsuz etkiler. Böylece insan, kalabalıklar içinde yalnızlık çeken bir varlık konumuna düşer. Bu nedenlerle stres, gerilim, sıkıntı ve yalnızlığın sonucu "depresif " has-ta şayisi her geçen gün artmaktadır. Endişe,güvensizlik, trafik sıkışıklığı, ulaşım zorluğu, is hayatındaki rekabet, gelecek hakkındaki belirsizlik ve geçimsizlik gibi olgu ve kaygılar, kişinin ruh hâlini olumsuz yönde etkilemektedir. Bu tür bunalım ve çıkmaza giren bir kısım insanlar, olumsuz eylem ve davranışlara, sakinleştirici ve uyuşturucu maddelere yönelmektedir, işte bu gibi durumlarda insandaki Allah ve ahiret inancı ön plana çıkar; sabır,irade, azim, çalışma, te-vekkül ve dua gibi dinî değerler, insanları zorluklara karşı motive eder, psikolo-jik rahatlama sağlar, yalnızlık hissini ortadan kaldırır, manevî güç verir.

    Dua; mü’minler için manevî bir sığınaktır, yardim, moral ve güç tazeleme kapısıdır. Bu itibarla dua, müslümanın hayatinin ayrılmaz bir parçasıdır, gece-sinde ve gündüzünde, evinde ve is yerinde gönlü ve dili hep duadadır müslü- manın. Duası kabul olan kullar arasına girebilirse insan,dünya ve ahiret mutlu-luğuna ermiş demektir.

    Sahabeden Hz. Enes'in bildirdiğine göre; "Dua eden mü’minin en az üç kazanımı olur: İstediği hemen verilir veya günahı ba-ğışlanır veya sevabı ahirete bırakılır." (Abdürrazzâk, Dua, No: 19649) Peygamberimiz (s.a.v.) de söyle buyurmuştur:

    "Dua eden bir mü’minin; günah olan bir şeyi istemedikçe veya akrabalık ilişkisini kesmek için dua etmedikçe, Allah ya onun duasını kabul eder veya ondan duası nispetinde bir kötülüğü uzaklaştırır veya onun duası kadar günahlarını

    Sİler." (Abdürrazzâk, Dua, 18650)

    Ne Zaman Dua Etmeliyiz?

    insan her zaman ve her yerde dua etmelidir. İnsan sadece sıkıntılı ve zor anlarında değil, sevinçli ve huzurlu anlarında dua etmelidir.

    Yani bu hallerini Allah’la paylaşmalı ve şükretmelidir.

    Çünkü biliyoruz ki Allah sevinçli anını kendisiyle paylaşanın, sıkıntılı anların-da onun yardımcısı ve tecellisi olmuştur.

    Yani aklımızın her estiği zaman, içimizden geldiği her zaman dua etmeliyiz.

    Allah Teâlâ bir ayet-i kerimede sıkıntı ve ihtiyaç içinde olanın duasını kabul ettiğini haber veriyor.

    "Yoksa kendisine dua ettiği zaman, sıkıntı içinde kalana icabet eden ve kötülüğü açıp gideren ve sizi yerde hüküm-darlar kılan mı (hayırlıdır?) Allah ile beraber bir ilâh mı var-dır? SİZ pek az düşünüyorsunuz. " (Nemi Suresi;27/62)

    Evet ne zaman dua edileceğinden sonra şimdi de nasıl dua edeceğimize bir daha bakalım.

    İsteyen; Zayıf, Güçsüz, Aciz Bir Kul

    Dua küçüğün büyükten, acizin güçlüden, fakirin zenginden, hastanın dok-tordan ve muhtacın varlık sahibinden ihtiyaç ve arzusunu samimiyetle isteme-sidir. Bütün bunları isterken dikkat edilmesi gereken husus, isteyenle istenenin durumu olduğu kadar istenilen şeyin de önemi pek fazladır. Duayı üç başlıkta inceleyelim.

    İsteyen: Kul, Allah(c.c./nun gücü, kudreti ve ilmi karşısında sıfır noktasın-da olan bir varlıktır. Mevla’mızın sıfatlarının yanında tam manası ile acz içinde bulunan bir varlıktır. Daha açık bir ifade ile Mevla’mızın izni olmadan hiçbir şey ifade etmeyecek derecede acz içerisinde olan bir varlıktır. Ve bir o kadar da Mevla’mızın karşılıksız olarak bize bahşettiği nimetlerin kadru kıymetini şükrü-nü eda etmekten yoksun, zavallı bir varlıktır, isteyen, talep edenin durumu bu...

    Veren; Sonsuz Güç ve Kudret Sahibi

    İstenen Makam: Zerrelerden kurrelere kadar bildiğimiz ve bilmediğimiz bütün mevcudatın tek sahibidir. Her şeyin yoktan yaratıcısı, olan bir Zat-ı Zül- celal. Bir Rahman-ı Rahim... Hiçbir şeye muhtaç olmayan, aksine herşey ona muhtaç olan bir Kadir-ı Mutlak...

    İstenen: Mademki insan olarak acz içindeyiz ve bizi yaratan ve her şeyde muhtaç olduğumuz bir zat-ı Zulcelalımız var; o halde doğumumuzdan ölümü-müze kadar bir insan olarak ihtiyacımız olan her şeyi O’ndan isteyeceğiz, talep edeceğiz. Ayet-i kerimede:

    "Rabbinize yalvara yakara gizlice dua edin. Bilesiniz ki, O, haddi aşanları sevmez. " (A'raf Suresij/55)

    O haddi aşanları sevmez, her konuda haddi aşanları sevmez, ayrıca da du-ada da haddi aşanları sevmez. Duada haddi aşmanın ne olduğunu incelediği-mizde, öncelikli olarak Rabbimizin yasakladığı bir şeyi duada istemektir. Yani Rabbimiz bir şeyi yasak etmiş ise, biz onu O'ndan bize vermesini isteyemeyiz. Bir başka isteyemeyeceğimiz şey de, ulaşılması hiçbir şekilde mümkün olma-yan bir istek ki bunun en açık örneği, "Yâ Rabbi beni peygamber yap" veya "beni göklere çıkar" gibi olmayacak isteklerde bulunmak.

    Yukarıda üç madde halinde yazdığımız konulara dikkat edilerek, isteyen kendi aczini bilecek, aczinin gerektiği ihlas ve samimiyetle isteyecek, istenen yerin büyüklüğü, gücü kudreti ve hassasiyetleri dikkate alınacak, istenilen şeyin de yasaklara girmediğine dikkat edilecek ve usulüne göre istenecek.

    Ebû Musâ (Radıyallâhu Anh) anlatıyor:

    Hayber Seferine çıkmıştık. Halk yolda, bir ara yüksek sesle tekbir getirmeye başladı. Bunun üzerine Hz. Peygamber(s.a.v.j bu duruma müdahale ederek:

    "Nefislerinize karşı merhametli olun. Zira sizler, sağır bi-risine hitab etmiyorsunuz, muhatabınız gâib de değil. Sizler gören, işiten, (nerede olsanız) sizinle olan bir Zât’a, Allah’a hitab ediyorsunuz. Dua ettiğiniz Zât, her birinize bineğinin boynundan daha yakındır. " dedi. "(Buharı Daavât 5o, 67, cihâd 131, Meğâzi 38, Kader 7, Tevhid 9; Müslim, Zikr 44, (2704);Tirmizî, Daavât 3, 59, (3371, 3457); Ebû Dâvud, Salât 361. (1526, 1527. 1528))

    Rivayet edilir ki: Rasulullah(s.a. v.) Efendimiz dua ederken ellerini kaldırdığın-da, onları yüzüne sürmedikçe geri çevirmez, indirmezdi. Bu, eline dolan bere-ketin yüzüne ulaşması içindir, ihtiyacını isteme hususunda dua eden kimse için sünnet olan, ellerini semaya doğru kaldırması, sıkıntılı için elleri yüzüne mukabil gelecek şekilde kaldırması, bir kimseye beddua ediyorsa, ellerini ters çevirip, elinin sırtını yukarıya doğru getirmesidir. Sünnet olan, dua anında ellerini yenle-rinden çıkarmasıdır, ibni Abbas (Radıyallahu Anh)um Peygamberimiz(s.a.v.)’in böyle yaptığım rivayet etmiştir. (Ruhu’l-Beyan Tefsiri, İsmail Hakkı Bursevi, Damla Yayınla-rı, 1997, cilt. 3, sh. 179)

    Duanın Önemi

    Dua, insanda doğuştan var olan bir duygudur. Bu sebeple bütün dinlerde dua mevcuttur. Üstün bir varlığa inanan her insan, hayatının herhangi bir anın-da dua ihtiyacını hisseder. Çünkü her insan, zaman zaman üstesinden geleme-yeceği birçok olay, üzüntü ve sıkıntı ile karşılaşır.Böyle anlarda insan, Allah’a sığınma ve O’ndan yardım isteme ihtiyacı hisseder ve dua eder.

    Normal zamanlarda dua etmeyen veya Allah’a inanmayan insanlar bile üste-sinden gelemedikleri olaylar karşısında, darda kaldıkları ve sıkıntıya düştükleri zamanlarda dua ihtiyacı hissederler. Bu da insanın duaya muhtaç olduğunun delilidir. Yüce Allah, bu durumu şöyle açıklar:

    "İnsana bir zarar dokunduğu zaman, yan yatarken, oturur-ken ya da ayaktayken bize dua eder; zararını kaldırdığımız zaman ise, sanki kendisine dokunan zarardan dolayı bize hiç dua etmemiş gibi davranır. İşte aşırı gidenlere yaptıkları şeyler böyle süslü gösterilmiştir." (Yûnus, 12)

    Aynı şekilde; "(Denizde) onları kara gölgeler gibi dalgalar sarıverdiği za-man, dini yalnızca O’na halis kılan gönülden bağlılar olarak Allah ’a yalvarırlar. Fakat O, onları kurtarıp karaya çıkarınca, iç-lerinden bir kısmı orta yolu tutar. Zaten bizim ayetlerimizi nan-kör gaddarlardan başkası inkâr etmez" (Lokman, 32) buyrulmaktadır.

    Bu iki ayetten anlaşılacağı gibi, dua etmek, insanın fıtrî bir özelliğidir. Yine bu ayetlerde Yüce Allah bize, duanın sadece sıkıntılı zamanlarda değil, her zaman yapılması gerektiğini de hatırlatmaktadır.

    Dua yaptıktan sonra insan, gönlünde bir ferahlık ve rahatlık hisseder, isteği-nin yerine getirileceği hususunda ümitvâr olur. Bu yönü ile dua, ruhî bunalımla-ra karşı koruyucu sağlık tedbiri konumundadır.

    Dua, İlâhî Bir Emirdir

    Dua etmek, ayet ve hadislerde övülmüş ve teşvik edilmiştir.

    "Rabbinize yalvararak ve gizlice dua edin. "(A'râf, 7/55; bk. En'âm, 6/63)

    "Korkarak ve umarak O’na dua edin."(Araf, 7/56)

    "(Ey Peygamberim!) De ki; duanız / ibadetiniz / imanınız olmasa Rabbim size ne diye değer versin?" (Furkân, 25/77)

    Peygamberimiz (s.a.v.);

    "Ey Allah kulları! Size dua etmenizi tavsiye ederim."(Hâkim,

    De’avât, I, 493; Tirmizi, De’avât, 102)

    "Duayı terk etmek isyandır, günahtır."(Heysemî, Ed'ıye, 2, No17194) "Dua etmekte aciz olmayın, çünkü dua eden hiçbir insan

    helak olmaz. "(lbn Hıbbân, Ed'ıye, No:B71; Hâkim, De’avât, I, 494)

    "Biriniz dua edip bir şey istediği zaman çok istesin. Çünkü o, Rabbinden istiyor (O’nun nimeti, keremi ve lütfü çok ve

    boldur). " (Ibn Hıbbân, Ed’ıye, No: 889)

    "Biriniz dua ettiği zaman istediğini çok ve büyük istesin. Çünkü Allah’a hiçbir şey büyük ve çok gelmez. " (Ibn Hıbbân, Ed’ıye,

    No: 896) buyurmuştur.

    Dua eden kimse, Allah ve Peygamberin emrine uymuş,ibadet etmiş, Allah’ı anmış ve sevgisini kazanmış olur. Nitekim Peygamberimiz (s.a.v.) şöyle buyur-muştur:

    "Allah’ın fazlından isteyin, çünkü Allah kendisinden bir şey istenmesini sever. En faziletli ibadet (dua edip) bir sıkın-tının kalkmasını beklemektir. " (Tirmizi, De’avât, 116)

    Dua, Bir İbadettir.

    Peygamberimiz (s.a.v.);

    "Dua, İbadetin özüdür. " (Tirmizi, De’avât, 1),

    "En faziletli ibadet, Allah’tan sıkıntıyı kaldırmasını bekle-mektir." (Heysemi, Ed’ıye, 7, No: 17202),

    "Dua, mahza ibadettir" buyurmuş, sonra Mü’min sûresinin; "Rabbiniz buyurdu ki: ‘Bana dua edin,duanızı kabul ede-yim. Bana kulluk etmeğe tenezzül etmeyenler, aşağılık ola-rak cehenneme gireceklerdir’ anlamındaki 60. ayetini okumuştur.

    (Tirmizi, De’avât, 1; bk. Ibn Mâce, Dua,; Ebû Davut, Salât, 358; Hâkim, De'avât, 1,491; Ibn Hıbbân, Ed'ıye, No: 890)

    Sahabeden ibn Abbâs,

    "En faziletli ibadet duadır" demiş ve yukarıdaki ayeti okumuştur.

    (Hâkim, De'avât, I, 491)

    Dua, Allah Katında Çok Değerlidir

    "Allah katında duadan daha şerefli bir şey yoktur." (Tirmizi,

    De'avât, 1; Ibn Mâce, Dua, 1) anlamındaki hadis bunun delilidir. Çünkü, dua eden kimse, Allah’ın varlığını, yüceliğini,kudretini ve kullarına yardım eden olduğunu, acziyetini ve Allah'a muhtaç olduğunu kabul ve ikrar etmiş olur.

    Dua, Rahmet Kapılarını Açan Bir Anahtardır "Dua, rahmet (kapılarını açan) bir anahtardır" (Süyûti, i, 486) an-lamındaki hadis, dua eden kimsenin Allah'ın merhametine mazhar olacağını ifade etmektedir.

    insan, içinden gelerek "Rabbim! Allah’ım! Nimetlerini İhsan eyle, affeyle, yar-dım eyle, musibetlerden koru" ve benzeri dilek ve isteklerini Allah’a arz ettiği zaman, Allah, rahmet kapılarını kuluna açar, ona yardım eder.

    Allah, Dua Etmeyene Kızar

    "Kim Allah’a dua etmezse, Allah ona gazap eder. " (fon Hıbbân, Zikir ve Dua, No: 890; Hâkim, De’avât, I, 491; Tirmizî, De’avât, 2; IbrıMâce, Dua, 1) anlamındaki

    hadis, bu gerçeği ifade etmektedir. Çünkü dua etmeyen insan; hem Allah ve Pey-gamberin "dua edin" emrine uymamış, hem de büyüklenmiş, kendisini müstağni görmüş demektir. Bu durum, "kulluk" ile bağdaşmaz veAllah’ın gazabını celbeder.

    Dua, Mü’minin Manevî Silahıdır

    "Dua, mü’minin silahıdır, dinin direğidir, göklerin ve ye-rin nurudur." (Hâkim, De'avât, No: 1812; Heysemi, Ed’ıye, 5, No: 17198) anlamındaki hadis, duanın mü'mini birtakım sıkıntı, kaza ve belalardan koruyacağını ifade etmektedir. Buradaki "silah" izâfî anlamdadır, insan "silah" ile düşman saldı-rılarına karşı kendini korur. Hadiste dua da silaha benzetilmiştir.Çünkü insan dua ederek Allah’tan kendisini görünür görünmez kazalardan,belalardan ve âfetlerden korunmasını ister. Eğer şartlarına uygun ve ihlâs ile dua edebilirse, Allah onu korur. Böylece dua, mü’minin manevî silahı olur.

    Dua etmemizi emreden yüce Rabbimizin, Kur’ân’ın ilk sûresinde bize nasıl dua edeceğimizi bildirmesi, duanın önemini ortaya koymaktadır:

    "Bizi sırat-ı müstakime / doğru yola ilet. " (Fâtiha, 1/6)

    İnsanın hayatındaki en değerli an, yüce Allah’a yöneldiği ve onunla baş başa kaldığı zaman dilimidir.Allah ile baş başa kalmanın en güzel vasıtası ise duadır. Dua eden insan, bütün varlığı ile Allah’a yönelir ve O’ndan istek ve dilekte bulunur.

    Ayet ve hadislerde her konu ile ilgili onlarca dua örneklerinin bulunması, duanın dindeki yerini ve önemini ifade eder."

T-Soft E-Ticaret Sistemleriyle Hazırlanmıştır.