x

Saatlerin Hazinesi

Sümer Kitapevi
Ürün Kodu : 8690100448820
Saatlerin Hazinesi Kitabında İbn-i Arabi Seneler Evvel Astrolojide ve Burçlarda Sihir Büyüde Çığır Açan Bilgileri Paylaşmıştır.
29,90 TL
Yurtdışı Müşterilerinin Dikkatine !
  • Ürün Özellikleri
  • Ödeme Seçenekleri
  • Yorumlar (0)
  • Tavsiye Et
  • Resimler
  • Beni Ara
  • Saatlerin Hazinesi

    Bu kitap batıl bilimlerden uzaktır. Bu eserin yazıldığı seneleri düşünecek olursak, o vakitler için emsalsiz bir tıp ve astronomi kitabı olacağı şüphesizdir.
    Kitabında İbn-i Arabi Seneler Evvel Astrolojide ve Burçlarda Sihir Büyüde Çığır Açan Bilgileri Paylaşmıştır.Yedi feleğin kainattaki hükmü, semavi burçların Adları ve Bunlar Hakındaki Bilgiler, 
    Ayın Menzilleri ,Peygamberimiz Hz. Davut ve Hz. Süleymanın kuşku ve korkusu, yedi kevkebin duman ve kokusu gibi konuları Anlatan Değerli Bir Eserdir. Salahattin Alpay Tarafından Tercüme Edilmiştir.

    • Yayınevi : Sümer Kitabevi
    • Çevirmen: Selahaddin Alpay
    • ISBN: 9780000000088
    • Baskı Sayısı: 1. Baskı
    • Dil: TÜRKÇE
    • Sayfa Sayısı: 280
    • Cilt Tipi: Karton Kapak
    • Kağıt Cinsi: Kitap Kağıdı
    • Boyut: 13.5 x 19.5 cm
    • Ağırlık : 238 gr



    MÜTERCİMİN ÖNSÖZÜ


    Çok kıymetli okuyucularım,
    Büyük Bilgin Ariflerin Arifi, Şeyhlerin şeyhi, Şeyhi ekber Mühiddin tbin Arabi Hazretlerinin bu ki tabını aizlere tanıtmakla üçüncü kez ödeviıni yaptığıma ve bu büyük kişinin ruhunu şad ettiğimi tahmin ediyorum.
    Bundan Bin ve daha çok seneler öncesi insanlığın Bilim seviyesi ve o zamanın görüş ve telâkkisi bu güne benzemeyeceğini sîzler de takdir ve tahmin edersiniz. Kitabın adından anlaşılacağı üzere, bu Bilimin kökü (İlmi Nücuma) bu günkü deyimiyle Astronomiye dayanır.
    Mühiddin İbin Arabi Devrinde, ve daha bir kaç Asır öncesi, Doğuda Abbasilerde özellilde Halife (Me’mun) devrinde, Batıda İspanyada kurulan 've sekiz buçuk Asır Payidar olan Endülüs Emevi devleti zamanında bu BUim o kadar ileri gitmiş, öyle ince Hesaplar yapılmıştır ki, bu günkü Bilime tıpa tıp uymaktadır.
    İslâm bu yönden, Matamatiğe, coğrafyaya, geometriye, astronomiye önem verdiği gibi, bununla da yetinmemiş kendine temel Bilim olarak Kurranı Kerimi ışık tutmuş ve bu Bilimin temelini orada araştırıp bulmuştur. Ayrıca bu günkü Batı uygarlığına ışık tutan yüzlerce eser bırakmışlardır.
    İslamiyetten çok Asırlar önce insanlık Dış Alemin, yani görünmeyen Alemlerin mahiyetini araştırmış, bulunduğu dünyada kendisini etkileyen Amilleri incelemiş ve kısmen olsa da bir gerçeği bulmuştur. Kuram Kerim’in nüzuliyle bu Bilim daha çok Açıklığa kavuşmuş insan zekâsı bu yönden bir hayli gerçekleri bulmuştur. Bu meyan da Seyyarelere (uydulara) adlar konmuş Bilginler maddi ve manevi cepheden kendi dünyasını ve dünyasındaki canlıları etkileyen nedenleri bulup açığa çıkarmaya çalışmışlardır.
    Kitaptaki Bölümlerden anlaşılacağı veçhile, bir kısım Bilginler müsbet hesaplara, bir kısmı da bu konulan uzun seneler incelemelerden sonra tahmin ve yorumlara dayanmıştır. (İlâhi santiarın verdiği Haberler) adlı bu kitap, İslâmın yegâne istinadgâhı (dayanağı) ve Allah’ın mutlak kelâmı olan Kuram Kerim’e dayanmaktadır. Bn kitapta her bilimin özü ve temeli yatar. Hukuk ilminden tutun da, coğrafyaya kadar , bilimlerin özü ve temeli bn mukaddes kitapta açıklanmıştır. Hak Taalâ insanlan tembellikten uzak tutması için ve insanların nefsine güvenip çalışmaları için, her Bilimin kapı anahtarını göstermiş, Aklını kullanarak, o şeyi bulup çıkarmasını ve ondan faydalanmasını emretmiştir. Çünkü miras yedilik ve önünde her şeyi hazır bulan insan, kendini daima Atalete verir, tembel sıfatıyle sıfatlanır. Araştırma, çalışma, bulmayı, Hak Taalâ kitabında emrettiği gibi, Sevgili Resulü de Hadisi şeriflerinde bu yönü işaret buyurmuşlardır. Bu sebepledir ki bu kitap, İslâmın yegâne dayanağı olan Kuran'a dayanmaktadır, buradaki müsbet ve tahmini düşünce ve yorumlar Kuran’dala Ayetlerde açıklanmıştır.
    Bir yönden de bu kitaba bir tıb kitabı demek yerinde bir deyim olur. Zira tabiatın dış etkenleri bu gün olduğn gibi dün de canlılar üzerindeki hükmünü, yürütüyordu. İnsanların kavrayamadıkları ve bilmedikleri veya zarar gördükleri veya faydalandıkları yönler araştırıyor , inceleniyor ve bir etkene bağlanması zorunluğu doğuyordu. Bu günün m üs bet Bilimleri dahi radyolarla, telsizlerle kâinat boşluğunda oluşan ve mahiyeti bilinmeyen ve anlaşılmayan olayları dünyamız insanlarına saati saati na bildirmekte, insanları, gelecek her türlü Hayır veya Şer'den uyanb haber vermektedir ve yine bu nedenlerle insanların, gözle görünmeyen gizli olayların etkisi altında kalacağım gecikmeden bildirmek-tedir. Şöyleki Güneşte olan olağan üstü bir indifa, dünyadaki canlıların sinir sistemini etkilediği ölümlerin, cana kıymaların , şu ve bn hastalıkların yayılmasına sebep olduğu bir gerçektir.
    Bundan sekiz yüz yeya bin sene önce, bu günkü resad aletleri, ince hesap makineleri bulunmadığından, Dünyada, sıcak, soğuk, fırtına, yağmur, kasırga, zelzele gibi olayların, insan sıhhatinin üzerinde büyük etkisi olduğu açık bir gerçektir o devirlerde bu gibi hastalıklar ve tabiatta görülen bazı üstün olayların, kısmen doğra olarak, diğer kevkeplerin etkisinden ileri geldiği kanaati, bir çok tekrarlanan tecrübe ve incelemelerden sonra ay ve güneşin, diğer uydu ve burçlarla olan ilişkisinden ve yer değiştirmelerinden olduğu kanmama varılmıştır.
    Sözümüzün başında bu kitaba aynı zamanda bir tıb kitabı demenin doğru olacağım söylemiştik, İnsan ve hayvanlardaki hastalıklar, illetler, ölümle sonuçlanan olaylara gelince , bu Kitab o zamanın Astronomi Bilimini Tıb Bilimiyle karıştırarak bir sonuç almak ve yararlı olmak gayesini gütmüştür.
    Şu varld bu tesbit edilen sonuçlar, sırf yorum ve tahmine dayanmamış, Kuran’m ayetleri, bu gibi Bilimlere ışık tutmuştur.
    tslâmın şartlarından biri de Kaydsız şartsız Kuran’a inanmaktır. îman demek inanç demektir. Değil bir Ayetine, bir harlına inanmayan bir kimse Müslüman sayılmaz. Nete kim, bu kitaptaki bilimlerin bir çok yönleri Ayetlerle açıklanarak isbat edilmiştir. İnsanlarda görülen fakat mahiyeti anlaşılmayan ve hatta bu güne kadar ilâcı bulunmayan romatizma (bizde yel veya kulunç), kanser gibi bu ve buna benzer bir çok hastalıkların neden ileri geldiği o vakitlerde de düşünülmüş ve bu gibi hastalıklara (cinlerin), yani görünmeyen gaybi varlıkların sebebiyet verdiği tezi yürütülmüştür. Bu gün dahi memleketimizde romatizmaya yel demektedirler. Hastalığın gösterdiği araz bu adın takılmasına sebep olmuştur.
    Şu noktayı açıkça belirtmek isterimki, bu gün bir doktor hastasına verdiği ilâç reçetesini, ve oradaki deyim ve tabirleri, doktor ve onların yardımcısı olan eczacılardan başka kimse anlamaz. Bu bilimlerin hocaları onlardır. Şayet bu gibi bilimleri her inşama kafası almış olsa, o vakit, doktora, eczacıya lüzum kalmazdı. Reçetenin gizliliğini Hak Taalâ, tıb nrfamlanna. vermiştir. İşte o zamanın Tıb Bilginleri de, Ehli zahirden olmayıp Ehli Batın ve keşif ehlinden olduğu bir gerçektir. İşte bu ehli Batin ve keşif erbabının verdiği ve tavsiye ettiği ilâç ve tedavi usulleri yönünden, üç kısma ayrılmaktadır. Hastaya verilecek gıdalar, İkincisi hastaya maddi olarak içirilecek ilâçlar (türlü şekiller). Hastaya ya manen su ile içirilecek ilâçlar (Ayetlerin suda silinerek verilenler), bir de kişinin manen korunması (Her tiirKi musibet, felâket ve hastalıklar dahil) için yazılan Ayet ve tılsımlardır.
    İşte eski doktorların verdiği reçete bunlardır. Bu reçetelerin maddi kısınılan belirli ve tedariki dün olduğu gibi bu gün de imkân dahilinde olmakla, Tılsım ve Ayetlerle olan yönlerin mahiyetini, ancak o tılsımı yazıp veren doktor bilir. Çünkü bu gibi kişiler Ehli Batın ve keşif ehlinden olduklarından bunun gizliliğini her hangi okumuş bir insan dahi çözemez bir durumu vardır.
    Bu gün bile akıl ve sinir hastalıklarının tedavisi ruhidir. Bu yönü daha çok açıklamaya lüzum görmüyorum. Bazı yorumlara gelince, hırsızlık, hastalık, kayıp, gelecekte olacaklar gibi, şeyler de, manevi yollarla araştırılmış ve tecrübelere dayanmıştır.
    Şu önemli noktayı belirtmeden geçmeyeceğim, şöyle ki: —Yukarda bazı etkenlerin tılsımla tedavisi veya kişinin her türlü afet ve belâdan korunması, keyfiyetini söylemiştik. Yalnız Tılsımın ne olduğunu anlatmamıştık. Tılsım demek, Allah Azze ve Cellin Bin bir güzel Adının, ilk harfleriyle Kuram Kerim’- de bunların kaç kez tekrarlandığı sayısı üzerine has¬talık ve olayın ağırlık ve hafifliğine göre, doktoru tarafından verilen ve dozu ona göre tertip edilen bir ruhi reçeteden başka bir şey değildir. Yoksa bu bir cahü uydurması veya bir «ihir, veya bir büyü değildir.
    Sihirbazlık, büyü, üfürükçülük batıldır. İslâm bunu red eder. Tılsımın bu batıl bilimlerle bir dirhem ilgisi yoktur. Kitabın başlangıcındaki Hadisi Şerifds şöyle buyurulur: Bir şeyi açıklamada Batıl ve gerçek yönler vardır, buyurmuşlardır.
    Sihir, büyü, üfürükçülük, manyetizme gibi ilimler yok değildir. Ba gün Çin ve Hindistan gibi memleketlerde, buna önem verilir.
    Büyük Bilgin Mühiddin îbin Arabi Hasretleri Fütuhatı mekldyesinde bn kona üzerinde şöyle der: Ben İlahi Bilim hâzinelerini gezdiğim vakit, bu Bilimin bulunduğu dolabı açtım ve içindekileri gördüm, bunları öğrendim, fakat tatbikatım yapmaktan korktum ve çekindim. Çünkü bu bilim insanlığı kötüye ve batıla helâke götürdüğünü anladım. Bu¬nun öğrenilmesini kimseye tavsiye etmem, der.
    tnsanlan etkileyen (nefsi emmare) ve onu etkileyen şeytan hakkında Kuram Kerim'de yüzlerce Ayet vardır. Misal olarak, (Mauzeteyn) denilen, Suretler, bu batıl ve sonucu kötüye kullanılan Bilimler bize açıkça anlatan Ayetlerdir. Bu ldtab yukarda açıkladığım Batıl bilimlerden uzaktır. Her nekadar ilkten insan düşüncesini batıla doğru yöneltecek gibi anlaşılırsa da, bunun derinliklerine indikçe, böyle olmadığı anlaşılır. Yeterld insan bunları kötü maksadlar için kullanmasın. Bu eserin yazıldığı seneleri düşünecek olursak o vakitler için emsalsiz bir tıp ve astronomi kitabı olacağına şüphesi kalmaz. Zira bu kitabın yazan, dört başı mamur, zamanının bütün bilimlerin! nefsinde toplayan Allah ve resulünün sevgilisi Evliya katlarının en üst basamağına varmış, gerçeği kabul eden, Batılı red eden, Zahiri ve Batıni ilimlerin sahibi büyük bîr şahsiyettir. Yazdığı telif eserleri 30 dile çevri’ nıiş, temel kitaplardan sayılır.
    Bu günün Batı uygarlığı yönünden eski ve yeni bilim arasında kıyaslama yönünden, gayret ve ibretlerle dolu olan bu kitabı ilk kez Türkçeye tereeme etmekle meraklı okuyucularıma sunmuş bulunuyorum.
    Yazarın kitabının başında dediği gibi, inancı sağlam olanlar bundan faydalanır, inancı olmayanlar da, benim anlatmak istediğim gibi, gülüp geçer diyerek sözüme son verir. Kötü insanların ve kötü düşünenlerin şerrinden Allah'a sığınırım.
    Selahaddin ALPAY

    Tercemenin bittiği tarih : 23 Temmuz 1973 Tereemeye başlandığı tarih : 23 Eylül 1973
    Mütercimin Adresi : Kartal, Nizam yolu - Adalar Apt. No. 1 — İstanbul
    MÜTERCİMİN TERCEME ESERLERİ :
    1— Fütuhatı Mekkiye (Mühiddin İbin Arabi)
    2— Tasavvuf Yolu - İlâhi Tedbirler (Mühiddin İbin Arabi)
    3— Kclile ve Dimne (Beydeba) İbni Mukaffa’dan)
    4— (Uhudül Kübra) veya İlâhi Emirler (İmam Abdülvehhab Şarani) 2 cild halinde basılmakta.

T-Soft E-Ticaret Sistemleriyle Hazırlanmıştır.